17 Eylül 2009 Perşembe

Yağmurlu Bir Atina Akşamı (Panathinaikos 1-3 Galatasaray)

Bir tarafta Yunan, diğer tarafta bir Türk takımı olduğunda bir başka oluyor spor müsabakaları. Milliyetçiliğin her türlüsüne karşı olmama rağmen bu tarz olaylarda başka bir hava kattığını inkar edemem. Yağmurlu bir Atina akşamında Yeşil-Beyazlı taraftarlar Spiros Louis stadını doldurdu bu anlamlı mücadeleyi çıplak gözle izlemek için.

Ben rahat bir galibiyet alacağımızı düşünüyordum, yakın çevreme de bu konudaki görüşlerimi belirtmiştim. Ortasahada Leto gibi, Karagounis gibi, Gilberto Silva gibi kaliteli oyunculara sahip olmalarına rağmen; Sarriegi ve Bjarsmyr gibi hantal, "kamyon" tabirini kullandığımız oyunculara da sahipler ne yazık ki. Buradan maden çıkarabiliriz demiştim, öyle de oldu, çok açık verdiler.

Dk. 5'te Baros'un sağdan bindirmesiyle gelişen atak, açtığı ortanın genç Marinos'un hatasıyla Elano'nun önüne düşmesiyle mutlu sona ulaştı. Daha sonra yine Beşiktaş maçındaki gibi rölantiye alındı oyun. 47'de Baros'un sonlandırdığı bir kontratakla ikinci golü bulduk. 56'da da Elano'nun kullandığı serbest vuruşun Sarriegi'den sekmesiyle üçüncü geldi. Ondan sonra artık iki takım da oyundan düştü iyice. Panathinaikos yaklaşık 10-15 dk daha saldırdı ama gol gelmeyince beyaz bayrağı çektiler. 78'te Salpingidis ile buldukları gol de sadece skor tabelasını değiştirmeye yetti.

Oyuncuları teker teker konuşmak istemedim pek bugün. Ama Mehmet Topal'ı eleştirmeden geçemeyeceğim. Bu sene inanılmaz bir düşüş içinde. Oyunda hiç yok, koşmuyor, mücadele etmiyor, topu ayağında gereksiz geveliyor ve insiyatif almaktan kaçıyor. Mustafa Sarp onun tüm açıklarını da kapatmak zorunda kalıyor. Daha önce Arda-Elano'nun ortada oynamasını istemediğimi söylemiştim ancak Topal'ın bu halini gördükten sonra oynamamaları için sebep göremiyorum. Ayhan (bir umut da olsa Linderoth) döndükten sonra Topal'ın forma bulması hayal bu form grafiğiyle. Bir an önce toparlasın kendini, tehlike çanları çalıyor onun için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder