Leo Franco, Mustafa Sarp, Gökhan Zan, Abdul Kader Keita, Elano Blumer, Caner Erkin (kiralık-satış opsiyonlu), Ufuk Ceylan. Tam 7 kaliteli isim, nokta transferler hepsi de. Bir de yakından bakalım her isimden beklenenlere ve ne verebileceklerine.Leo Franco: Türk futbolseverler bu arkadaşı 99/00 UEFA Kupası çeyrek finalinde Galatasaray'a karşı Mallorca'nın kalesini koruduğu için biliyorlar. İlk maçta Mallorca'da 3 aşırtma golü yemiş ve çok eleştirilmişti. 2004 yılında A. Madrid'e transfer olmuş ve kaleyi direkt ele geçirmiştir. Sözleşmesi bittiği için bonservis bedeli ödemedik Leo'ya, doğru bir hamle tecrübeli bir Arjantin milli kalecisine. De Sanctis'ten pek bir kalite farkı yok gibi duruyor, ama bu kötülemek için değil aksine övmek için. De Sanctis de çok iyi bir kaleciydi bence, çok eleştirildi. Kalede güven veriyor, biraz zayıf yan toplarda ama yan toplarda zayıf olmayan kaleci bir elin parmaklarını geçmez. Kalede Leo varken içiniz rahat olsun.
Gökhan Zan: Cam adam dediler, haklılar da. Haddinden çok sakatlandı Gökhan, ama oynadığı zaman, formda olduğu zaman da fena bir oyuncu değil. İşin iyi tarafı Gökhan'ı da bonservis bedeli ödemeden alınması, hem de rakibinden. Gökhan iyi, al rotasyona koy en kötü; ama beni rahatsız eden şey Servet-Gökhan ikilisinin aynı tip oyuncular olması (tank). İdeal stoper tandeminde bir Servet tarzı bir de Emre Güngör tarzı oyuncu olmalı diye düşünüyorum. Birbirlerinin eksiklerini tamamlayabilecek; biri çabuk, biri ağır ve güçlü iki oyuncu. Şu ana kadar sorun çıkmadı; ancak Avrupa'da ilerleyince sorun olmaya başlama olasılığı hayli yüksek.
Mustafa Sarp: Bonservis bedeli ödemeden alınan bir isim daha. Kayseri Erciyesspor'da da Bursaspor'da da beğenerek izlerdim Mustafa'yı, "Ah keşke bizde olsaydı bu" derdim. Birileri duymuş demek ki. İlk açıklanan transferimiz oldu, güzel de oldu. "Bu kim yav"şeklinde sallayanlar çoktu, karın tokluğuna çalışan paralı asker dedik; Mehmet Topal dediler, müzmin sakat dedik. Dediklerimiz de çıkıyor, bence şu an Mehmet Topal'dan iyi durumda, çok da iyi oynuyor. Rijkaard'ın da dediği gibi, tam bir asker.
Abdul Kader Keita: İlk Lille'de izlemiştim Milan'ı tek başına yerden yere vururken ŞL'de. hayran kalmıştım. 2007'nin Temmuz'unda Lyon'a 18.5 milyon €'ya transfer olmuştu. Lyon taraftarları havalardaydı, o dönemde Fransa Ligi'nin en iyi topçularından biriydi Keita. Ama olmadı, Lyon'da tutmadı dikişi. 2 senede 52 lig maçına çıktı, 5 de gol attı, beklenenleri karşılayamadı. Bize "Govou geliyor Govou" diyorlardı bu yaz, içimden geçirmedim değil "Govou değil de Keita olsa, biz de sevinsek" diye. Öyle de oldu, sağ gösterip sol vurdu "007 Haldun". Kader Keita artık Galatasaraylı idi.
Gelelim futboluna. 4-3-3 formasyonunda ileri üçlünün hem sağında hem solunda rahatlıkla oynayabilecek bir isim Keita. Fiziği süper, atletik, süratli, teknik, hırslı...Tam bir yırtıcı anlayacağınız. Tek sorunu arada kendini kaybedip bencil oynamaya başlıyor, tüm alkışı kendi almaya çalışıyor, takım oyununa zarar veriyor. O kadar da olsun, zamanla alışacaktır diye düşünüyorum, Rijkaard onu adam eder. Kalite olarak Türkiye'ye bence fazla. Eğer Galatasaray Avrupa Ligi'nde en az bir çeyrek-yarı final oynar, Keita da bu formunu sürdürürse İspanya-İngiltere-İtalya ekipleri peşine düşer kesin.
Elano Blumer: Robinho'lu, Diego'lu, R. Oliveira'lı, Chelsea'deki Alex'li Santos'un lokomotif isimlerindendi ancak Robinho'nun gölgesinde kaldı hep. Ama aynı dönem Avrupa'ya açıldı, onu alan şu anki takımının temellerini atan Shaktar'dı. İlk sezonunda rotasyon oyuncusuydu, yıldızlaşamadı. E kolay değil, Brezilya'dan Ukrayna'ya. 180 derece zıt ülkeler her açıdan. Alışması zaman alacaktı. İkinci sezonunda milli takıma seçildi, Shaktar'ın en önemli oyuncusu oldu. O yaz Manchester'ın yolunu tuttu o yaz takımın başına geçen Sven-Göran Eriksson'un ısrarıyla Ağustos başı 8 milyon sterlin'e. Gelir gelmez takımın değişilmezi, yıldızı oldu. Brezilya milli takımında da yeri iyice sağlamlaştı, sahanın her yerinde oynayabiliyordu. Sakatlanan Stephen Carr'ın yerine sağ bek oynadı birkaç maç, ön liberoda oynadı, sağ-sol açık olarak oynadı, kendi mevkisi ortasahanın ortası-forvet arkasının yanı sıra santrafor olarak da oynadı. "Çok amaçlı İsviçre çakısı" dendi taraftarlarınca Elano'ya.
Ama hep güzel gitmedi onun için Manchester serüveni. Yeni teknik direktör Mark Hughes ile çok iyi değildi arası. Daha sonra Shaun Wright-Phillips döndü takıma Chelsea'den, ardından da Robinho. Pozisyonu da değişmişti, Garrido-Robinho arası bir köprü görevi görüyordu artık takımın yıldızı olmak yerine. Mutlu değildi artık.
Daha sonra takımın başına Rijkaard'ı getiren, Leo Franco ve Kader Keita gibi Avrupa'nın kalburüstü oyuncularını transfer eden Galatasaray çıkageldi. 007 Haldun'un da ekstra çabalarıyla 7 milyon €'yu birkaç yıl vadeye bölerek Galatasaray'a geldi. Yaklaşık 1500 kişi karşıladı onu İstanbul'a indiğinde. Kendi deyimiyle "bulutlarda uçuyordu".
Çok yönlü bir oyuncu Elano, daha önce de dediğim gibi "çok amaçlı İsviçre çakısı" gibi. Ama 4-3-3'ün orta üçlüsünde oynamak kolay değildir. Fizik kondisyonun en üst düzeyde olacak, omuz omuza mücadelelerde üstün olacak vs vs. Elano şu an fizik olarak hazır değil. Olduğunda da bir Hüseyin Cimşir'le, ne bileyim bir Fabian Ernst ile omuz omuza götürebileceğini sanmıyorum. Arkasında oynayan adamın (Topal-Sarp) ekstra çabası gerekecek. Ama hücuma katacakları da inanılmaz boyutlarda olacak. Ayağında top gevelemeyen ender Seleçao'lardan Elano, seri oynar, alır-verir. Sade görünür ama bir pas atar, bir şut çeker (bkz. GS-Kayseri) herkesin ağzı açık kalır. Gerçek Seleçao'dur Elano, pazarlama amaçlılardan değil...
Caner Erkin: Daha önce yazmıştım Caner hakkında. Altın jenerasyonun en altın çocuklarından biri. Sol açık, sol iç ve yeri geldiğinde sol bek de oynayabiliyor. Büyük umutlarla gittiği CSKA'dan buruk ayrıldı Zico'yla olan tartışmalar sebebiyle, satış opsiyonuyla kiralandı Galatasaray'a. Galatasaray'a gelme sebebi Hakan Balta'nın yedeği olması. Daniel Alves de Sevilla'da uzun süre sağ açık oynadı, sağ beke daha sonra kaydırıldı ve şu an dünyanın en iyi sağ beki çoğuna göre. Caner'in de bu rotayı izlemesi muhtemel. Dani Alves'e benzer özellikler taşıyor. Fiziği yeterli, top tekniği ve sürati üst düzey ve çok hırslı. Yerli Maxwell olmaması için hiçbir sebep yok Rijkaard-Neeskens ikilisinin ellerinde.
Ufuk Ceylan: Yaser+Orkun+M. Güven verildi Ufuk için Manisaspor'a transferin son günü. Fiziğiyle Petr Cech'in biraz daha kalıplısı diyebiliriz, kaleyi güzel hacimliyor. Ama ağır değil, fiziğine göre hayli "panter". Standard Liege'in genç kalecisi Sinan Bolat ile Türkiye'nin gelecekteki kaleci ikilisi olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Leo Franco'nun altında da çok şey öğrenebilir, tek yapması gereken çok çalışması. Bomba gibi bir kaleci geliyor dostlar...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder