31 Ağustos 2009 Pazartesi

Ufuk Ceylan Galatasaray'da




Evet, Caner ile başlayan yerli transfer rüzgarında 2. adım da tamamlandı çok büyük ihtimalle. Manisaspor'un ve Türk futbolunun en çok gelecek vaadeden kalecisi Ufuk Ceylan artık Galatasaray için eldiven giyecek. Henüz resmi açıklama gelmedi ne imza ne de sözleşme şartları konusunda ancak konuşulan bedel Aykut+400-500 bin Euro civarı (belki bir oyuncu daha kiralık verilebilir). Detayları daha sonra paylaşacağım...

Lincoln Eintracht Frankfurt'a





Cassio Lincoln...

Geldiğinde ne olay olmuştu, yıkılıyordu İstanbul, daha dün gibi. Ama gidişi çok sessiz oluyor, eski hocamız Michael Skibbe'nin çalıştırdığı Eintracht Frankurt forumları Lincoln heyecanı yaşamakta şu anlarda. 750 bin Euro'ya kiralanacağı, sezon sonuna kadar da 2.5 milyon Euro karşılığında bonservisini alma opsiyonu olacağı konuşulmakta.

Lincoln'ün her yerinden yetenek fışkırıyor, ancak kendisi yeteneğin bir "futbolcu" olmaya bazen yetmediğinin son yıllardaki en büyük kanıtı. Alemci Lincoln eğer biraz profesyonel olsa, biraz hırslı olsa Real Madrid'de seyredecektik; ama şu aralar Frankfurt seyircisini düşündürmekle meşgul "bizde de böyle sorun çıkartınca ne yapacağız" şeklinde.

Lincoln'ü en iyi anlatabilecek sıfat mı? "Karaktersiz" olur herhalde...

Maçın Ardından: Ankaraspor 0-2 Galatasaray




Ankaraspor'un ilk 11'i: Senecky, Ömer, Baki, Brabec, Aydın, Adem, Hürriyet, Bilal, Neca, Tita, İlhan Parlak

Galatasaray'ın ilk 11'i: Leo Franco, Sabri, Emre Aşık, Servet, Hakan Balta, Mehmet Topal, Mustafa Sarp, Keita, Elano, Arda, Baros


İlk 20 dakika ortada geçti, bu dakikaya kadar en ciddi pozisyon İlhan Parlak'ın kafa vuruşuydu. Ancak o dakikadan sonra Galatasaray (Arda-Keita-Elano-Topal önderliğinde) vites büyüttü ve maçın kontrolünü eline aldı. Arda'nın kornerine Mustafa Sarp güzel bir kafa vuruşu çıkardı, ancak Slovak kaleci Senecky güzel bir kurtarışla cevap verdi. Bu pozisyondan yaklaşık 1-2 dk sonra ise Baki-Senecky anlaşmazlığının cezasını Elano şık ve akıl dolu bir aşırtma golüyle kesmeye çalıştı ancak Senecky yine müthiş bir kurtarışla gol izni vermedi. İlk yarı da böyle son buldu. Özellikle Baros'u beğenmedim ilk yarıda, çok pasifti. Aldığı her topu da ezdi.

Ankaraspor'da ilk yarıda göze batanlar: Tita, Bilal, Ömer Aysan ve Senecky
Galatasaray'da ilk yarıda göze batanlar: Arda, Keita ve Mehmet Topal
---------------------------------------------------------------------------------
İkinci yarı tamamıyla Galatasaray üstünlüğüyle geçildi. Genellikle ağır, sıkıcı bir tempo olsa da zaman zaman pozisyonlar buldu Galatasaray; ancak Tita'nın yakaladığı pozisyon gol olsaydı maçın sonucu çok farklı olabilirdi. Kayıpları oynayan Elano ve Baros ikilisi çıktı önce, Kewell ve Nonda girdi. Birkaç dakika sonra da Aydın dahil oldu, oyunun seyri bir anda değişti. Önce dk 74'te Arda'nın kornerini Harry Kewell çok güzel bir kafa vuruşuyla perdeyi açtı, ardından dk 83'te Nonda Aydın'ın asistini gole çevirdi.

Burada övülmesi gereken 2, hatta 3 nokta var. Birincisi Rijkaard'ın oyuna müdahaleleri, bu onun oyunu ne kadar iyi okuduğunun bir göstergesidir şüphesiz. Oyuna aldığı 2 oyuncu gol attı, diğeri de asist yaptı. İkincisi yedek oyuncuların hırsı ve göreve hazır olmaları. Üçüncüsü ise belki çok dikkat çekmeyen bir nokta; Kewell'ın kafa toplarındaki üstünlüğü ve kusursuz zamanlaması (birçok maçta gördük bunun örneklerini, bugün de o günlerden biriydi).

Bu maçtan çıkarılacak dersler:
1- Sabri için özel ekip kurulsun, orta açmayı öğrensin; veya boştaki Giourkas Seitaridis alınsın, kökten çözülsün bu sorun.
2- Keita acilen klonlansın. Keita 1 yorulduğunda yerine Keita 2 girsin.
3- Defansın göbeğine top yapabilecek, yerden çabuk, seri ve ayağına hakim bir oyuncu alınsın acilen. Bıktık Servet'in çalımlarını seyretmekten...

UEFA Europa League 09/10

Bu sene formatı değişen UEFA Kupası'nın (yeni adıyla UEFA Avrupa Ligi) grup kuraları çekildi. Galatasaray'ın rakipleri kağıt üstünde Fenerbahçe'ninkilerden sanki daha kek görünüyor ama aslında pek öyle değil durum. Grup grup bakalım Avrupa Ligi'ne.

A Grubu: A Grubu'nda Ajax, Anderlecht, Dinamo Zagreb ve Timisoara bulunuyor. Ajax ve Anderlecht'i favori olarak görüyorum ancak Timisoara da Zagreb de sürpriz yapabilecek kapasitede takımlar.

B Grubu: Valencia, Lille, Slavia Prag ve Genoa. Valencia mutlak favori, ikincilik koltuğuna kim oturur sorusunun yanıtını ise Lille-Genoa kapışmaları verecek gibi görünüyor. Tahminim Genoa lehinde...

C Grubu: Hamburg, Celtic, Hapoel Tel-Aviv ve Rapid Wien. Bu gruptaki tek bilinmeyen "kim birinci olacak"tır. Hamburg-Celtic maçları büyük önem taşıyor. Tahminim Celtic.

D Grubu: Sporting Lisbon, Heerenveen, Hertha Berlin ve Ventspils. Ventpils dışındaki 3 takım da şanslı görünüyor burada. Ben Sporting'i gruptan çıkacağını düşünüyorum, diğer ekip olarak da Hertha'ya şans veriyorum; ancak Heerenveen çıksa da şaşırmayın derim.

E Grubu: Roma, Basel, Fulham ve CSKA Sofya. Roma'nın birinci olacağını söylemek kehanet değildir sanırım, ikincilik için de Fulham-Basel çekişmesi olur, Fulham çıkar diyorum. Bulgar ekibine şans tanımıyorum.

F Grubu: Panathinaikos, Galatasaray, Dinamo Bükreş ve Sturm Graz. Bu grup sanırım tribün şovları açısından en zengin grup. Panathinaikos ve Galatasaray tribünleri, dünyanın sayılı tribünleri arasında. Romenler'in de ne kadar fanatik olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. İşin futbol kısmına bakacak olursak; birincilik için Galatasaray-Panathinaikos çekişmesi olacak gibi duruyor; ancak bu sene çok formda olan D. Bükreş'i yoksaymak hiç de akıllıca olmaz. Panathinaikos bu sezon kadrosunu Djbril Cisse, Kostas Katsouranis ve Sebastian Leto gibi Avrupa'nın prestijli oyuncularıyla güçlendirdi, başlarında ise Rijkaard'ın eski yardımcısı Henk ten Cate bulunuyor. Hata yapmayan takım turu geçer diyorum, birincilik konusunda Galatasaray'ı da Panathinaikos'u da eşit şansta görüyorum.

G Grubu: Villarreal, Lazio, Levski Sofya ve RedBull Salzburg'u görüyoruz bu grupta. Villarreal ve Lazio ikilisi çok önde görünüyor, birinciliği ise en az hata yapacak takım alacaktır. Salzburg can yakabilir...

H Grubu: Steaua Bükreş, Fenerbahçe, Twente ve Sheriff Tiraspol. Fenerbahçe bu grupta ilk göze batan kulüp, ancak Steaua da Twente de hiç yabana atılacak takımlar değiller. Ben özellikle Twente'ye dikkat çekmek istiyorum. Eredivisie'de geçtiğimiz sezonu 2. tamamlayan Steve McClaren'ın çalıştırdığı Twente gerçekten organize, disiplinli ve fizik gücü bakımından çok üstün bir takım. Kadrosunda Youssouf Hersi, Kenneth Perez, Blaise N'Kufo, Romano Denneboom gibi 3 büyüklerde çok rahat forma bulabilecek oyuncular var, dikkat etmek lazım. Steaua ise pek formda değil bu sezon. Son maçında Galatasaray'ın grubunda bulunan Dinamo Bükreş'e kendi evinde 1-0 mağlup oldu. Ben Fenerbahçe ve Twente'nin gruptan çıkacağını düşünüyorum.

I Grubu: Benfica, Everton, AEK ve BATE Borisov var bu grupta. Sürpriz çıkabilecek gruplardan biri bence bu grup. Benfica ve Everton favori tabi ki, ancak AEK da BATE Borisov da muhtemel hataları değerlendirebilecek kalibrede takımlar. BATE'yi geçen sene ŞL'de yaptıkları sürprizlerden hatırlamak pek zor değil. AEK ise renkli ve gururlu tribünüyle maçlara 1-0 önde başlıyor kendi evinde. Yine de Benfica-Everton ikilisi el ele çıkar tahmininde bulunuyorum.

J Grubu: Shaktar Donetsk, Club Brugge, Partizan ve Toulouse. En zor grup gibi görünüyor J Grubu. Shaktar'a birinci olabilir tahmini abes kaçmaz, ama "ikinci kim olur" sorusu 3 bilinmeyenli bir denklem. Club Brugge'ün fena bir kadrosu yok, Partizan'ın taraftarı en iyi oyuncuları, ama bana Toulouse gruptan çıkan diğer takım olacak gibi geliyor.

K Grubu: PSV Eindhoven, Kopenhag, Sparta Prag ve CFR Cluj. Bu grup da kolay olmayan gruplardan. İlk bakışta "PSV birinci kesin yav" gibisinden bir yorum getirir herkes, ama Kophenhag'a dikkat diyorum ben, hata affetmezler. Cluj'u geçen sene ŞL'de seyretmiştik ama bu grupta Kopenhag'ı geçebileceklerini düşünmüyorum pek, eski günlerini özleyen Sparta ise sürpriz olmazsa gruptan çıkamaz.

L Grubu: Werder Bremen, Austria Wien, Athletic Bilbao ve Nacional var son grupta. Werder Bremen birinci olacak diye düşünüyorum. İkincilikte ise Bilbao'ya Wien'den daha fazla şans veriyorum. Nacional sonuncu olur.

Ultras



Size dünyanın bazı önemli taraftar gruplarını (ultras) sunayım. Sırasıyla ultrAslan, GFB, Çarşı, Los Borrachos del Tablon, Boys Parma, Curva Nord (Livorno), Fossa dei Leoni, Inter City Firm, Kop, Original 21, Gate 13, Herri Norte ve Riazor Blues. İyi seyirler, "ultra" kalın...

Caner Erkin Galatasaray'da


Güvenilir kaynaklardan (başta scoutgs olmak üzere) günler, hatta haftalar öncesinde duyurulmuştu bu transfer, 2-3 gündür ajanslarda (Trabzonspor yalanından sonra 180 derece dönüş yaparak) da gördük "Caner Aslan'a doğru" şeklinde klişe başlıklarla, bugün de resmi sitede açıklandı kiralandığı. Sezon sonu satış opsiyonu koydurarak almak gerçekten çok akıllıca bir hareket. Oyuncu tutarsa alırsın, tutmazsa bonservis bedeli ödememiş olursun, sadece kiralama bedeli olarak 300-400 bin Euro olur giden.

Gelelim Caner'e. O çok övülen "altın jenerasyon"un en parlak oyuncularından biridir Caner, Sol kulvarı tamamen kullanabilen, gerektiğinde iç kısımda da oynayabilen bir genç. Daniel Alves'in de Sevilla'daki ilk yılları hep sağ açık oynadığını düşünürsek Caner'in de Dani Alves tarzı açıktan bozma bir bek olabilmesi gayet ihtimal dahilinde. Top tekniği yüksek, süratli, fizik olarak da yeterli düzeyde olan Caner, eğer üstünde durulursa yerli Maxwell olabilir. Henüz daha çok genç, Rijkaard-Neeskens ikilisinin elinde kim bilir nerelere gelir bu eleman, Caner'e güveniyoruz.

Ağaç yaşken eğilir diyor, Caner'e Parçalı'da başarılar diliyorum.

Manifesto Futbolista


•MANIFESTO FUTBOLISTA•

Joga Bonito is the way we play.

WE believe that diving is for the swimming pool.

And Arguing for politicians.

We see offside traps as a sad attempt
To cover for lack of speed.

WE PLAY FOOTBALL
WITH AN ACCENT.

THE ACCENT OF A BEAUTIFUL GAME.
JOIN US...

-JOGA BONITO-

Joga Bonito'nun bu futbol manifestosuyla merhaba diyorum siz futbol severlere...

Günümüz futbolu artık iyice bir ticaret, bir borsa haline geldi. Biz (futbolu sadece tribünde ve sahada çarpan yürekler olarak gören/görmek isteyen biz) bu duruma ne kadar engel olamıyor gibi gözüksek de hala direniyoruz, direnmeye de devam edeceğiz. Futbolu saha dışında oynamaya çalışan yöneticiler ve sadece reyting peşinde koşan medyaya karşı duruşumuzu asla değiştirmeyeceğiz.

Televizyondaki maçı açtığınızda gözünüz ilk olarak tribünlere kayıyorsa, kulağınız boş boş konuşan spikere/yorumculara değil de o ateşli taraftara kilitleniyorsa, hiçbir bağınız olmadığı halde o taraftarın coşkusunu gördüğünüzde içinizde kıpırdanmalar oluyorsa, taraftar polisle çatışırken polise küfrediyorsanız, ultras hareketine hoşgeldiniz...

Buyrun manifestomuzu okuyun:

1) Oyuncu alışverişi sadece sezon öncesi olmalı, lig devam ederken değil.
2) Gol sevinci yaşam özgürlüğüdür: Gol sevincine müdahale edilmemelidir.
3) Tüm maçlar aynı gün, aynı saatte oynanmalı.
4) Yabancı sınırlaması getirilmeli, altyapıdan gelen geçlerin önü kesilmemeli.
5) Kendi kulubüyle sözleşme imzaladıktan sonra daha fazla para teklif edilince başka bir kulübe gitmek isteyen futbolcuya bir yıl futboldan men cezası verilmeli.
6) Bir kulüp başkanının, başkan veya yönetici olarak başka bir kulüpte aktif görevler alması engellenmeli.
7) Eski Şampiyon kulüpler kupası formatına dönülmeli: Ülkesinde hiç şampiyon olmamış bir takım Şampiyonlar Ligi?ne katılıp kazanabiliyor.
8) Forma numaraları 1'den 11'e kadar olmalı.
9) Kulüplerin deplasman taraftarları için ayrılan biletleri turizm acentelerine vermeleri yasaklanmalı.
10) Futbol kulüpleri her sene aynı formayla mücadele etmeli.
11) Forma arkalarına isim yazılmamalı.